Ana içeriğe atla

ŞEYH SAİT İSYANI

Bizi instagram adresimizden takip edebilirsiniz. "@tarihinicinden4" takip etmeyi unutmayın!!!
      Bu ülke, tarihte Türk’tü bugün de Türk’tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır.
                                                                                          MUSTAFA KEMAL ATATÜRK 
     Birinci Dünya Savaşı yıllarında Rusya'nın kışkırtmasıyla Doğu Anadolu'da devlet otoritesine isyan ederek bölge halkını kışkırtan ve devlet kuvvetlerine karşı Rusya'nın konsoloshasine sığınmış olan Şeyh Sait'in bölge halkının hem dini hem de etnik hassasiyetini istismar ederek  13 Şubat 1925 tarihinde başlattığı isyan yeni Türk Devleti'nin karşılaştığı ilk ciddi tehlikedir.
    İkili partili cumhuriyet döneminde ve Fethi Okyar Bey'in başbakanlığı sırasında doğuda Şeyh Sait tarafından bir ayaklanma başlatıldı. Şeyh Sait aslen Elazığ'ın Palu ilçesinden olsa da Erzurum'un Hınıs ilçesinde yaşamaktadır. Adamlarıyla birlikte Genç Vilayeti'nde dolaşan ve gittiği her yerde Hükümete muhalif olanlarla konuşan Şeyh Sait, Ergani'ye bağlı Piran Köyü'ne geldiğinde, firari oldukları için jandarmalar tarafından yakalanmak istenen adamlarını teslim etmemiş ve jandarmayla çatışmaya girmiştir.  Çıkan çatışma sonucunda jandarmalar tutsak edilmiş ve bu sebeple 13 Şubatta isyan başlatmıştır.
   Şeyh Sait'e bağlı kuvvetler, 17 Şubat'ta Genç Vilayetinin merkez kasabası olan Darahini'yi basarak vali ve diğer yetkilileri tutukladılar. Şeyh Sait, halkı İslam adına dinsel kökenli  ayaklanmaya çağıran bir bildiri de yayımladı. İsyanı dini, milli ve cumhuriyet karşıtı olarak niteleyen İngiliz diplomatlar, isyancıların Sultan Abdülhamid'in Beyrut'ta sürgünde bulunan oğlu Selim Efendi'nin Kürt hareketinin başına getirileceği söylentisinin yaygınlığına işaret etmekteydiler.  Baktığımızda propagandalarında kendilerinin Kürditan'da hükümet kuracaklarını, hilafet ve saltanatı geri getireceklerini vaat etmişlerdir.
     İsyanın kısa sürede yayılması üzerine hükümet 25 Şubat'ta Diyarbakır, Elazığ, Genç, Ergani, Muş, Dersim, Urfa, Siverek, Mardin Siirt, Bitlis, Van, Hakkari illeri Erzurum'un bazı ilçelerinde bir ay süreyle sıkıyönetim ilan etmiştir. Fethi Okyar'ın istifası üzerine 3 Mart'ta hükümeti kurma görevi İsmet İnönü'ye verildi. 4 Mart'ta Takrir-i Sükûn Kanunu çıkartıldı. Kanuna göre biri merkezi Ankara'da diğeri isyanın olduğu bölgede olmak üzere iki İstiklal Mahkemesi kuruldu. Ayaklanma bölgesindeki Şark İstiklal Mahkemesine verdiği kararları uygulama yetkisi verildi.
      7 Mart 1925'te Diyarbakır'a yaptıkları saldırının ordu birlikleri tarafından püskürtülmesi isyanın boyutunu ortaya çıkarmaktadır. 26 Mart'ta harekete geçen 3. Ordu birlikleri Hani, Lice, Silvan ve Genç bölgelerini isyancılardan temizlemiştir. 15 Nisan'da Şeyh Sait ve adamları ele geçirilmişler ve isyan tamamen bastırılmıştır. Şeyh Sait ve adamları yargılanmak üzere 5 Mayıs'ta Diyarbakır'a getirilmişlerdir. 21 Mayıs'ta ilk savcılık soruşturması yapılmış ve sanıkların hepsi birbirini suçlamıştır. 23 Mayıs'ta savcılık sanıkları tutuklu yargılanmak ve cezalandırılmak üzere Şark ( Doğu) İstiklal Mahkemesine sevk etmiştir.
     28 Haziran'da kararın açıklanması ile yargılama sona ermiştir, elebaşları olmak üzere 49 kişinin, dini etnik kökenli bir devlet kurmak için pek çok suçsuz vatandaşın ölümüne sebep oldukları, yağma ve hırsızlık yaptıkları gerekçesiyle idamına karar verilmiştir. Bunlardan iki kişinin cezası hapse çevrilmiş diğerlerinin cezası infaz edilmiştir.
      İsyanın neden yaşandığı konusunda iki farklı görüş bulunmaktadır. İlki o dönemde ortaya çıkan Musul meselesinden dolayı İngilizlerin Kürtleri kışkırtması nedeniyle bu isyanın yaşandığıdır. Diğeri ise Cumhuriyetle beraber ülkedeki Kürt varlığının reddedilmesi, halifeliğin kaldırılmasıyla inanç bağınım koparılması ve devletin Türk kimliğine dayalı hale getirilmesi düşünülür. 
     Bizi instagram adresimizden takip edebilirsiniz. "@tarihinicinden4" takip etmeyi unutmayın!!!